İçim bu kadar sıkılmasa, hiç yazacağım yoktu, hiçbir sosyal gümbürtüde ev saatiyle C.tesi 9.00 da kimseyi bulabileceğimi ummuyodum zaten. Hala türkçe klavyemin olabilmesini çok sevdiğimden rahat rahat yazabiliyorum. Zaten macbook sahibi olmamanını en güzel yanı da bu:) Uzaklara gelişim bir ay olmuş, zaman, özellikle haftalar çok çabuk geçiyor. Sanki hala geçen haftadaymışım gibi, halbukim evde C.tesi ( bakınız ne kadar dandirik bir zaman anlayışım var, hafta c.tesi?). Dün herzamanki gibi yarın bambaşka bir gün olacak diye karar verip yine bir önceki günkü manteliteyle yaşamış olmamak için bugün okulun yakınındaki Black's Beach'e gittim. Yapılacak dizi dizi ödev ve proje yığınını sallamayarak, Maike'nın aşırı-misafirperver ailesiyle kuzeydeki göl evi tatilinde olması sebebiyle, Cindy ve Allison'un da böyle iyiyiz biz demeleriyle ( bakınız birçok yabancı arkadaş edindim, hiç yanlız değilim) bir acele içinde bikinilerimi giydim, Pop-co cuğumu ve mini havlumu da alıp plaja doğru yollandım. Yolda kendime ABC ( American Born Chinese, çinli görünümlü amerigan) bir arkadaş da edinip, bol muhabbetli bir plaj çıkartması yaptım. Bir aydır burada olup okula 15 dakika uzaklıktaki plaja gidememiş olmanın verdiği üzüntüyü üzerimden attım, bir daha gelmek üzere plajla sözleştim, dönüşte de gerçekleştiremeyeceğim sabah erken kalkıp plaja koşuya gelme hayalleri kurdum. UCSD denizden bilmemkaç metre yukarıda olduğundan, plaj Çiçek ailesi bilir Kömür Limanı gibi dolambaçlı bir yola sahipti. Çıkışı da hiç durmamacasına 10 dk içinde yürüdüm, aslında dönüşün buradakilerin abarttığı kadar dik olmamasına sevindim. Plajın bir bölümü okula bir bölümü nudist( cıbıldaklıktan hoşlanan insanlara verilen ad) cemaatine ayrılmıştı. Ayrılmıştı derken, soyut anlamda, yoksa ben şöööyle bir yürüyüm diye sahil boyunca yaptığım yürüyüşte, sınır mınır olmadığını deneyimledim. Ben kimseyi cıbıldak görmekten hoşlanmıyoorum ama burdaki deyimle "nüdist plaj ama cıbıldak görmek istemeyeceğiniz cıbıldakgildenlerin yeri maalesef" tembihlerini de zihnimde doğruladım, ve cıbıldak amcaları görünce (önce cıbıldaklıklarından emin oldum) sonra da başımı öne eğip yürüyüşüme devam ettim. Koca koca dalgalarda sörf yapan insanlara bakıp iç geçirdim, neden sörf dersine gitmediğimi tekrar bir sorguladım ve bu diyarları sörf yapmayı öğrenmeden terk edersem daha da hayıflanacağımı sezdim. Gerçi okyanus(denüz değil) soğuktu, wet-suit( balıkkadın giyisisi)olmadan biraz üşüyebilirdim maazallah hastalık da kapabilirdim, zaten başvuru tarihinde yeterli nakit param da yoktu diye kendimi avuttum. Biraz güneşlendim, küçük plaj sinekleri kitap okurken pek rahat vermedi, sonrada biraz yürüdüm ve geri döndüm.
Akşamki dans partisi ve günbatımı izleme önerilerini geri çevirdim, kendimi yapılması gereken işlere odaklamaya çalıştım fakat beceremedim. Derken en iyisi içimi ihmal ettiğim bloğa dökeyim dedim. Yarın için yine erken kalkma planları kurdum. Nitekim yarın Fransız ev arkadaşımın doğumgünü, kendisi haftalık pişirdiğim muzlu keklere hayran ve doğumgünü için benden yine muzlu kek pişirmemi rica etti. Muzlu keke doğum günü pastası kıyafeti de giydirmem gerekecek sanırım. Ve buraya resim ekleyememenin verdiği hüzünle yazdıklarımı sonlandırmaya karar verdim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder