Ben kitap okumayı ciddi alırım. Hayata dair öğrendiğim çoğu şeyi kitaplardan öğrenmişimdir ve fikirlerimin değişmesi, dönüşmesi okuduğum çoğu kitaba bağlıdır. İnsanlardan çok kitaplarla iletism halinde olduğumu düşünüyorum çoğu kez. Tek tek isim veremesem de , en öne çıkanı, beni en çok değiştireni Murakami kitapları. Karakterlerdeki duygusal ve rasyonel soğukluk benim biraz olsun melankolik Türk kültüründen uzaklaşmamı, kendime ve dünyaya daha mesafeli bakmamı sağladı. Hatta karakterleri taklit edip, aynı ruh halini kendimde arayışım belki çok ileri gittiğimin bir göstergesi. Ancak insan sahip olduğu his şeye sıkı sıkı tutunmamalı bence. Bazen yolunu değiştirip, asla yapmam dediği şeyleri denemeli. Tabi yanısıra önlemleri de alarak. Murakami okumak benim kişiliğmde maceracı yönleri sivriltti ama bir yandan da dinginliğin ve o sıradanlık hissinin tadını almamı sağladı. O mesafeli yaklaşım da şimdilerde üzerimden atamadığım gizli bir melankoliye dönstu.Yağmurdan kaçarken doluya tutuldum...
Murakami'den öğreneceğim çok şey var. Özellikle onun disiplinli çalışma tarzı...Ve dahası....
Murakami demişken, tarz ve kültürel yaklaşım olarak ona benzeyen bir başka yazarı, yani Banana Yoshimoto'yu okumaya başladım. İlk kitabı "Kitchen" (Mutfak) tarz itibariyle Murakami'ye benziyor, asıl kitabın sonuna ek olarak konan öykü hoşuma gitti.
Ezgi'nin edebiyat dünyasındaki maceralarından şimdilik bu kadar. Bu senenin kitap dökümünü yıl bitmeden yapmayı planlıyorum. Hayırlısı...