18 Aralık 2011 Pazar
2011 Kitaplarim
3 Ağustos 2011 Çarşamba
Erebos
Tatilde okudugum nadir kitaplardan biri. Metroda gezinirken aslinda Elif Safak'in yeni cikan Iskender romanini almaya niyetlenmisitm, sonra biraz sayfalarini karsitirinca bu kadar huzunlu bir kitaptansa cok saanlar listesindeki baska bir kitap dikkatimi cekti. Normalde mesafeli durdugum cok satan kitaplarin aksine Erebos'un kisa ve carpici tanitimi ilgimi cekti:
Bu bir oyun,
Seni izliyor,
Seninle konuşuyor,
Ödüller dağıtıyor,
Seni test ediyor,
Tehditler savuruyor,
Onun tek bir amacı var:
Seninle oyun oynamak istiyor.
Oyuncularıyla oynanan bir oyun!
Bu oyunu oynayacak kadar cesur musunuz?
Aklınızı sürekli meşgul edecek, etkisinden günlerce kurtulamayacağınız ve size baştan sona tırnaklarınızı
19 Mayıs 2011 Perşembe
Kosu!
13 Ocak 2011 Perşembe
Nara
Uzun bir sokaktan yuruyerek turistik bolgeye variliyor. En buyuk atraksiyonlardan biri icinde dunyanin en buyuk Buda heykeli bulunan tahtadan yapilmis Toda-ji Tapinagi:
Heryerde geyikler dolasiyor. O kadar coklar ki... Hem de insanlardan hic korkmuyorlar:
Tabi elimizde yem olunca huraa diye Erman'in uzerine atildilar ve elini azicik isirdilar:P Yine de cok canayakinlar:
Tapinaklara girerken ozellile orta boy ya da kucuk olanlarinda uzun bir ipe bagli cani calip sayginizi iletiyorsunuz:
Ayrica bircogunun onunde tahra masrapali cesmeler ve dilek direkleri oluyor. Bir suru cekmeceli bir kutudan cektiginiz bu dileklerde iyi bir sey yaziyorsa kagidi kendinize sakliyorsunuz, eger kotuyse geri asiyorsunuz. Isine gelirse :P Biz tabi bunu Tokyo ya gittigimizde Rumi den ogrendik.
Vee gelelim Toda-ji tapinaginin girisne. Giriste heybetli bir kapi var. Tapinagi bu savascilarin koruduguna inaniliyor. Baya korkunclar:
Tapinaktaki en ilginc seylerden biri de bu sutunun icindeki delikten gecmeye calisan insanlar. Bu delikten gecenlerin ote tarafta gunahlarindan kolayca arinip refaha erecegine inaniliyormus:
Iste Buddha!
Yolda bir cenaze arabasi gorduk, ne kadar da satafatli:
Nara'nin turistik yerlerini gezdikten sonra kendimizi dar sokaklara vurduk. Pasajlarin icinden gecerek kucuk bir restoran bulup koca bir menuyu paylastik. Yediklerimizi acliktan direk midemize indirmisiz:P
Kanazawa
Kanazawa Japonyanin uc buyuk bahcelerinden Kenroku-en bahcesiyle unlu. Japon bahcesi dunyada unlu bir kavram. Ben de birini ziyaret etmeden donmeyeyim diyerek bu bir gunluk Kanazawa macerasina atildim. Geysha mahallelerinden girdim Samuray bolgeisnden ciktim. Altimda bisikletimin olmasi cok guzel oldu.
Iste Kenroku-en bahcesinden kareler:
Bahcivan teyzelerden biri:
Bahcenin icinde ayrica bir cay evi bulunuyor. Japon geleneklerine gore cay icmek ozel bir seromoni. Ben de bu cay evine girerek bir cay ictim. Iceride Japon geleneksel kiyafeti giyen garson teyzelerin fotograflarini cekmek yasak. Ben de sadece iceriden kareler aktayiroum. Iste cayim ve yaninda getirdikleri kucuk tatli kurabiyemsi atistirmalik:
Evin icinden manzaralar:
Bu yukaridaki ev, geleneksel bir Japon evi. Yerler bambu gibi kamistan yapilmis hasirlarla ortulu. Kapilar yana surgulu.
Cay icme gelenegine gore once cay evine giriyorsunuz, sizi ozel bir odaya aliyorlar, orada cayinizi bekliyorsunuz, iciyorsunuz ve bitirince bana sanki cay icme seromonisini basariyla tamamlamis olmamin odulu olarak su manzarayi gosterdiler. Cay evinin bahcesine bakiyor:
Cay evinden ciktiktan sonra bahcenin geri kalanini dolastim.
Sonra da bisikletime atlayip sehrin geri kalanini pedalladim. Geysha mahallesi, iki katli cay evlerinin bulundugu, aksam 5 ten sonra eglencelerin duzenlendigi bir yer. Sanirim bu hanimlar da bir eglenceye gidiyorlar:
Japonyada ( genel olarak Asyada) tenin beyazligi guzellik belirtisi. O yuzden herkes gunesten korunmak icin elinden geleni yapiyor. Uzun kolluk takanlar, semsiyesiz evden cikmayanlar heryerde...
Iste Geysha mahallesinden manzaralar:
Bu pembe kimono icindeki kizi biraz takip etmisim gibi oldu. Ancak onun boyle kimonolar icinde olduguna aldanip, yerel bir Kanazawali oldugunu sanmayin. Bircok turistik yerde bir kac saatlik ya da gunluk Kimono kiralayarak sehrin sokaklarinda gezebiliyorsunuz. Bu kizimiz da aslen Japon ama yine de boyle gezmek istemis. Goruldugu gibi o da fotograf cekiyor:
Geysha mahallesinden cikmadan bu okuldan donen cocuklara rastladim. Hepsi bir ornek canta ve sapka takiyor:
Yolda bir pazarin icinden gectim:
Burasi cok taze sushileri ile unluymus. Ben de bi dukkanda mola verdim ve cok ac olmamama ragmen sushileri huplettim. Bu fotograftakiler bitiremediklerim:
Bisikletimle buradan Samuray mahallesine gittim. Eskiden Samuraylarin ve ailelerinin yasadigi bu bolge simdilerde pek islek gozukmuyordu. Gerci benim trene yetismem gerektigi icin bisikletle hizlica turladim:
Kanazawa sakin bir sehirdi. Cok etkilendigimi soyleyemem ma yine de gittigime deydi bence.
10 Ocak 2011 Pazartesi
Hiroshima - Miyajima Adasi
Miyajima adasi Japonlar ici cok kutsal bir yermis. Eskilerden kadinlarin bu adaya ayak basmasi yasakmis, ve adada olenleri kutsalligi bozulmasin diye hemen baska bir yere gonderirlermis. Misen dagi adanin en yuksek noktasi. Oraya kadar cikilbiliyordu ama benim vaktim sinirli oldugu icin cikmadim. Adaya ulasir ulasmaz hemen bir bisiklet kiraladim. Iyiki de oyle yapmisim cunku heryeri gezebilmis oldum. Bu tapinak siradan insanlar ayaklarini adanin kutsal topragina degdirmeden ibadet edebilsinler diye deniz kenarina insa edilmis. Her yeri turuncu renkte boyanmis, Budistlerin kutsal rengi. UNESCO Dunya Miraslari na dahil edilmis ama gerceten bunu haketmis cunku cok guzel.
Benim o sirada sarjim olmadigi icin bu resim Wikipediadan:
Muzeyi ve cevresindeki parki da gezdikten sonra karnim acikmisti. Hiroshima Okonomiyaki denen bir yemegiyle unlu. Kalin bir krebin ustune bir suru soya filizi, istege gore ahtapot/balik, taze sogan, ozel yosun baharatlari, lahan, peynir ve daha bir suru sey koyup pisiriyorlar. Ben cok begendim. Yemesi biraz zahmetli cunku hem izgaranin ustunde yiyorsunuz (ocakbasi) hem de benim yedigim yerdeki teyze bana bir spatula ve bir de cubuklardan vermisti:) Resim suradan:
9 Ocak 2011 Pazar
Konnichiwa Japonya!
Iste bu yazi belki internetin bir kosesinde 'Japonya gezi notlari' diye arastiran birilerine , ya da bu Japon gavurunun memleketi nasil bir yer ola ki diyen sedir seyyahlarina yazildi!
Yine bu buhranli giris yazisindan sonra faydaci kisiligime burunup gezdigim gordugum yerlerden bahsedeyim ben en iyisi:
Gezdigim sehirler/bolgeler :
Osaka - Nara - Hiroshima - Miyajima Adasi - Kanazawa - Fukuoka (Kyushu Adasi) - Nagoya (Toyoto Fabrikasi) - Tokyo - Kyoto - Kobe - Koyasan Dagi
Nasil gezdim?
Trenle! Japonyanin meshur hizli treni Shinkansenle 7-8 saatlik yollari 2 saatte gidebiliyorsunuz. Ben Japonya ya gitmeden San Diego dan JR Pass adindaki bir haftalik bir tren bileti aldim. Normalde Osaka-Tokyo arasi 2 saatlik tren yolculugu icin 200-250 lira ( 130.000 Yen ) vermeniz gerekirken, bu JR Pass ile bir haftlaik bileti 400 dolara aldim ve bir cok yeri cabucak gezdim :)Sadece Japonya disindan turistlere veriliyor bu bilet, cok faydali...
Trenler cok guzel, konforlu ve dakik. Eger tren 1-2 dakika gec kalkarsa ya da gelirse, ooo nerede kaldi bu tren yahu amma da gecikti diyorlar. Ne kadar hizli oldugundan bahsetmiyorum bile, adi ustunde mermi tren... (bullettrain) Ama icindeyken o kadar fena olmuyorsunuz.
7 Ocak 2011 Cuma
Firsat Yakalama Sanati
Su ana kadar internet yoluyla yakaladigim firsatlar sanirim gercek hayatta yakaladigim firsatlardan kat kat fazladir. Hersey basit sorularla basliyor. Nasil yurt disinda yaz staji bulurum? Tatilde en ucuz ve hatta bedavaya nerede kalabilirim? Avrupayi nasil gezerim? Koseyi nasil donerim? :)
Firsatlari nerede bulabilirim? Ya da firsatlari nasil yaratabilirim? Birincisi daha naif bir yaklasim, ikincisi ise belki de bir yetenek. Ben genelde birinci soruyla hasir nesir oluyorum. Neden peki? Insanlar neden firsat pesinde kosar? Bir seyi ne firsat yapar? Cogunlugun icinde azi ve yekpare olanini mi bulmak firsat bulmak? Farkedilemeyeni farketmek? Neden kimileri poposunun uzerinde oturmayi yegelerken kimileri de daha ucuzunu daha vermilisini daha guzelini arar?
Bu kadar felsefi sorunun uzerine sig bir bicimde ta taa ben firsatlari boyle yakalarim iste diye konuyu degistirip, cevabini bilemedigim sorulardan pragmatik cevaplara geciyorum. Faydaci bir yaklasim firsat yakalamanin altin kuralidir :)
Ben boyle de firsatciyim soyle de guzel firsatlar yakaladim iste diye boburlenmek degil amacim. Cogu yakaladigim firsat da biraz kursagimda kaliyor paylasamadigim icin, gerci oldukca seviniyorum her seferinde :) Bu yazi da bu kursak nazar iliskisini bir nebze olsun iyilestirmek icin yazildi. Belki birileri bu yaziyi okur ve benim deneyimlerimden faydalanir diye....
Gelelim benim firsatlari nasil yakaladigima:
1- Google it!
Ibret olsun diye bir ornek vereyim. Ben yaz stajlarimi hep boyle buldum. 'Computer Science Internship' yazdim google a, sonra onume cikan milyonlarca sonuctan basladim elemeye. Google Summer of Code u ve Irlandadaki yaz stajlarimi boyle buldum. Hersey basit bir soru ya da anahtar kelime ile basliyor. Tanri Google u korusun :)
2- Daha guzel Google it!
Mesela aradigin seyi bulamadin, o zaman arayis seklinde bir sorun var. Daha guzel ara. Daha anlamli sorular anahtar kelimeler kullan. Aradigin seyi bulamama ihtimalin Google arama sanatindaki ustaliginla ters orantili.
3- Sosyal agini kullan!
Benim somut anlamda cok az ama soyut anlamda daha fazla kullandigim bir yontem. Birsuru isini bilir arkadasin sana firsatlardan haber veriyorsa ne ala. Kullan onlari :) Gercek arkadaslarin yardimci olamiyorsa, sanal arkadaslarini kullan. Twitter misal :)
4- Twitter i ve sansini kullan!
Yine ibretlik bir paylasim yapiyorum kendimden ornekler vererek:
Ben San Diegodayken, annemle babam iki haftaligina bnei ziyarete geldiler. Bir araba kiralayip Kaliforniyadani altini ustune getirip ustune Las Vegas, Grand Kanyon, Arizona ya kadar gezdik tozduk. Onlar gelmeden bir iki ay once ben biz nerede kaliriz, nasil araba kiralariz diye dusunmeye baslamisitm. Twitter a da o zamanlar yeni yeni alisiyorum. Kalacak yer ayarlamaya calisirken AirBnb adinda bir site buldum. mottolari 'Insan gibi seyahat et!' (Travel Like a Human) olan bu sistemde insanlar evlerini/odalarini/botlarini/ucaklarini/agac evlerini/ satolarini kiraliyorlar. Asagidaki video biraz fikir verebilir:
Daha o zamanlar kurulum asamasinda olan bu siteyi sanirim YCombinator ( yeni kurulan teknoloji sirketleri icin melek yatirimci/destekci) dan duymustum. Sonra twitter hesaplarini takip etmeye basladim veeeee kuruluslarini duyurmak icin yaptiklari bir promosyona denk geldim :)
Kaliforniyanin guneyinde baslayarak San Fransiscoya kadar birer gun arayla her sehir icin 100 dolar civarinda kupon kodu dagitiyorlardi. Biz de bu rota uzerinde seyahat edecegimiz icin hemen ise koyuldum. Mesela Santa Cruz - San Fransisco arasindaki daglik bolgede ( Los Gatos) geceligi 180$ olan bir Zen Evinde bedavaya kaldik.
Los Angeles da Yahudi bir ciftin Beverly Hills deki sirin Ispanyol tarzi evlerinde geceligi 50$ kaldik.
San Fransiscoda bir tasarimcini sirin kutu gibi evinde geceligi 30$ a kaldik. Ancak annem banyonun kapisi kilitlernmiyor diye huylandi ve Hotels.com daki son dakika firsatlarinda yararlanarak
yine geceligi 30 dolara cok guzel bir otelde kaldik.
Tabi bu AirBnb firsatlarinin cogunda twitterda buldugum kuponlar sayesinde bu kadar ucuza kalabildik. Daha bitmedi. Sonra Erman beni San Diegoya ziyarete geldiginde 5 gece iki ayri evde bedavaya kaldik :)
5- Firsat siteleri
Ozellikle su siralar cok populer olan firsat yakalam yontemlerinde biri. Amerikada Groupon Turkiyede ise Sehirfirsati Grupfoni gibi sitelerde ortaya cimis bir yontem. Takkip etmesi zaman kaybina yol acabilir ama zaten emek olmadan yemek yok...
6- Azim!
Belki bu posta daha sonra devam edebilirim. Final haftasinda olmam sebebiyle kisa tutuyorum.
Bu post da irade-i mirade yekka i car olsun!
6 Ocak 2011 Perşembe
Ingilizce Sesli Kitaplar : PodioBooks
5 Ocak 2011 Çarşamba
2010 Kitaplarim
2010 senesi benim icin sanirim en cok Ingilizce kitap okudugum yil olmustur. Bunun sebeplerinden biri San Diego da Turkce kitap bulamamamdi. Gerci bir cok kitaba ozlem duysam da yerlerini hic kesfetmedigim Ingilizce kitaplar dunyasina biraktim. Sanirim Scarlett Thomas ile baslayan bu seruvene Haruki Murakami ile devam ettim. Simdiyse Turkiyede istedigim Ingilizce kitaplari bulamiyorum diye uzuluyorum. Onun yerine ben de daha once ismini cok duydugum ama cok meshur yazarlara/kitaplara olan soguklugum nedeniyle bir turlu tanisamadigim Elif Safak kitaplari ile tanistim.
Elif Safak'in son iki ayda 4 kitabini okudum: sirayla Ask, Siyah Sut, Mahrem ve Firarperest. En cok iclerinden Ask'i begendim. Sufizm ve Mevlana ile tanismak kitaptaki o 40 kuralla ilerlemek kitabi okurken beni cok mutlu etti. Kitap bittiginde yine o kurallar unutuldu, pespaye aliskanliklara dusuncesizliklere geri donuldu. Sadece cok uzgun oldugum bir gun kitabi karistirdim ve 40 kurala tekrar goz gezdirdim. Icimde daha cok mistizim ile ilgili kitap okuma ihtiyaci dogdu. Simdi oyle sufizm, mistizm diyorum ama aralarindaki farki cok bilmiyorum. Dogu felsefesi Hermann Hesse nin Sidhartha si ile biraz tanistigim ama pek de hasir nesir olamadigim bir alan.
Okudugum kitaplar genellikle kurgu (fiction) tarzi oluyor. Biraz bilim kurgu da isin icine girince hosuma gidiyor. Kitaplarda benim heyecanimi uyandiracak, vay anasini dedirtecek ve pageturner / bir solukta okunulabilecek ozellikler ariyorum. Mesela Scarlett Thomas'in cok etkilendigini soyledigi 'Women at the Edge of the Time' kitabini yarida biraktim. Ingilizcesi biraz zor gelmisti gecen sene, ve agir gidiyordu ustune de bir okul projesine denk gelmisti. Belki tatilde bir daha okuyabilirim, kita
p evde duruyor.
Vee asil kesfim, favori yazarlar tahtimin bas kosesine oturan Haruki Murakami! Kitaplarini Japonca yaziyor ama dili cok sade ve anlasilir. Ingilizceye cevirilmis kitaplari da benim icin okunmasi kolay oluyor ve cok akici. Ilk olarak
'Kafka on the Shore' u okudum,
sonra 'Hard Boiled Wonderland and the End of the World' ,
sonra da 'Norwegian Wood'
sonra da 'Wind up Bird Chronicle'
ardindan da 'Sputnik Sweatheart'
ve The Elephan Vanishes : Stories
After the Quake kitabi cok kalin degil, onu San Diego da bir kitapcida iki gunde okudum :)
'What I Talk About When I Talk About Running' adli kosu seruvenlerini anlattigi kitabini da bilgisayardan e-kitap olarak okudum. Yazin sonuydu sanirim, o zamandan beri de haftada bir iki gun kosuyorum ama arada aksattigim oluyor. Murakami kosmaya 30 yasinda baslamis ve o zamandan eri de yaklasik 25-30 yildir her sene bir marathona katilior ve bir kac tane de triathlon a katilmis. Kosmayi romaz yazmaya benzetiyor. Murakami hayranlari icin ilginc bir okuma deneyimi.
Japonya da nedense Ingilizce cevirileri cok pahaliydi. Turkiye ye donerken aktarma yaptigim Kuala Lumpurdan da cok daha ucuza 'After Dark' ve 'A Wild Sheep Chase' kitaplarini aldim. 'Dance Dance Dance' hala okunmayi bekliyor. Murakami ye olan ilgimin Japonya ya olan ilgimle cok fazla alakasi yok. Cunku Murakami kitaplarini okudugunuzda pek fazla Japon kulturuyle ilgili ogeler bulamiyorsunuz. Daha cagdas bir yazar ve mesela 'Norwegian Wood' Beatles in bir sarkisinin adi ve roman karakteri Naoko nun en sevdigi sarki.
Malesef Murakami'nin
3 ciltlik ( yaklasik 1000 sayfa) son romani 1Q84 henuz Ingilizce'ye cevrilmedi. Bu yaz Japonya ya gittigimde tum kitapcilarda 1Q84'un son cildi vardi. Cok merak ediyorum ama en azindan 2011 Eylul'une kadar beklemem gerekecek.
Aslinda Murakami ile ilgili soyleyecegim daha cok sey var ve daha bahsetmek istedigim Scarlett Thomas ve Steven Hall da cabasi.
Son olarak da John Twelve Hawks takma adiyla off the grid yasayan bir yazarin uclemesinin ilkini okudum 'The Traveller'. Gittikce icine battigimiz gozetim (survaillance) caginda diger boyutlara gecebilen ve insanligi aydinlattigina inanilan Gezgin/Seyyah larin EverGreen adindaki herkesi kontrol altina almayi planlayan bir orgut tarafindan takip edilisini anlatiyor. Ve tabiki bu Seyyhah lari koruyan Harlequin adli savascilarla olan maceralarini. Kitabi D&R dan almistim, ama devam serisi olan iki kitap yok. Yazar JXIIH hakkinda internette bir kac online roportajdan baska bir sey yok. Kitabi da yayinciya internet yoluyla ulastirip yayinladigi belitiliyor. WikiLeaks olaylarinin da bu esrarengiz kitap ustune gelmesi biraz ilginc oldu. Bir sekilde baglantililarmis gibi bir his uyandi icimde, kim bilir…
Ve 2010 yili icinde okudugum diger kitaplar:
Tuesdays with Morrie - etkileyici bir hoca-ogrenci iliskisi okumaya deger. Sonunda agladim
A Year in Japan by Kate Williamson - bir corap tasarimcisini Japonyada gecirdigi bir yil resimli bir andac kivaminda
House of Leaves: Mark Danielewski - kutuphaneden aldigim icin yarida birakmak zorunda kaldim ama cok ilginc bir kitap. Ingilizcesi biraz agir
The End of Mr Y : Scarlett Thomas - kitap icinde kitap, eglenceli ve surukleyici
PopCo : Scarlett Thomas - bir oyun firmasinda calisan kahramanimizin anilari matematik homeopati ve bir bir cok seruven…
Our Tragic Universe: Scarlett Thomas - thomas'in son kitabi, orgu denizcilik ve ilginc insan iliskileri. Diger kitaplarini daha cok sevdim
Mystic and Rider: Sharon Shinn (The Twelve Houses series)- buyuleyici bir kurgu, shapeshifterlar buyuculer. Ev arkadasim ve hayatimda tanidigim en kitap kurdu insan olan Jessicanin onerisiyle basladim ve cok memnun kaldim
The Thirteenth House: Sharon Shinn (The Twelve Houses series) : Mystic and Rider in devami
Alone in the Kitchen with an Egplant : Jenni Ferrari Adler - cogunu okudum degisik hikayeler var, tek kisiye pisirmenin ve tek kisilik aksam yemeklerimin kitabi
The Adventures of Blue Avenger: Norma Howe - UCSD nin eskicisinden rastgele aldim. Lemon Marenque Pie ve adini Blue Avenger diye degistiren bir cocugun maceralir. Tatmin edici bir okumaydi
Never Let Me Go: Kazuo Ishiguro - Son kesiflerimden biri. UNICEF kermesinde 5 liraya aldigim kitabi bir solukta okudum. Hailsham adli bir okulda gecen cok ilginc olaylar, nasil bir yer oldugunu soylemeyeyim cunku asil orasi ilginc
Turkce kitaplar
Calikusu : Resat Nuti Guntekin - Annemin yillardir oku oku diye direttigi kitaplardan biri. Ameirkaya gelirken yaninda getirmis sonunda :)Koy ogretmeni Feride nin anilari, niye bunca yil okumak icin beklemisim bilmiyorum.Tabi ki sonunda agladim
Yuregim Seni Cok Sevdi : Canan Tan : Orhan Enistemin hediyesi, icinde sectigi siirlerden de eklemis. Amerika ya okumaya giden ve Bursali bir delikanliya asik olan bir kizin hikayesi. Etkileyiciydi ve biraz da benimle ilgiliydi..Tabiki sonunda agladim
Okudugum kitaplari unutmayayim diye LibraryThing hesabima ekliyorum. Tabi genelde eklemeyi unutuyorum sonradan aklima geliyor :(
Bu post da irade-i mirade yekka -i se olsun!
3 Ocak 2011 Pazartesi
Irade-i mirade yekka-i yek
Bu sene kendime bir challenge hazirladim: her ay 30 ar gunluk irade sinamalari gerceklestirecegim. Irade-i mirade ismini verdigim bu kisisel meydan okumalarimdan ilkini 2 gun gecikmeyle bugunden baslatiyorum. Bu fikre nereden mi kapildim? Matt Cutts bir yildir bu challengelari gerceklestiriyormus, tebriklere gark oldum ve ben de istirak ediyorum.
