Japonya' ya vardiktan iki gun sonra, Osakadan sabah erkenden Shinkansenlerden birine atlayip Hiroshima' ya gittim. Amacim once Miyajima adasina gidip sonrada geri Hiroshima ya gidip sehri ve muzeleri gezmekti. Shinkansenden inip yerel bir trenle JR pass la bedava binecegim 10 dakikalik feribotun kalktigi yere gittim.
Sirada beklerken kosede masanin ustunde bir muhur gordum. Japonya da turistik yerlerin kendine ozel muhurleri olurmus, oraya gezmeye gidenler de defterlerine hatira olsun diye bu muhurlerden basarmis. Iste benim muhurlerimden bazilari:
Miyajima adasi Japonlar ici cok kutsal bir yermis. Eskilerden kadinlarin bu adaya ayak basmasi yasakmis, ve adada olenleri kutsalligi bozulmasin diye hemen baska bir yere gonderirlermis. Misen dagi adanin en yuksek noktasi. Oraya kadar cikilbiliyordu ama benim vaktim sinirli oldugu icin cikmadim. Adaya ulasir ulasmaz hemen bir bisiklet kiraladim. Iyiki de oyle yapmisim cunku heryeri gezebilmis oldum.
Miyajima adasi Japonlar ici cok kutsal bir yermis. Eskilerden kadinlarin bu adaya ayak basmasi yasakmis, ve adada olenleri kutsalligi bozulmasin diye hemen baska bir yere gonderirlermis. Misen dagi adanin en yuksek noktasi. Oraya kadar cikilbiliyordu ama benim vaktim sinirli oldugu icin cikmadim. Adaya ulasir ulasmaz hemen bir bisiklet kiraladim. Iyiki de oyle yapmisim cunku heryeri gezebilmis oldum.
Miyajima adasinin en unlu yeri yuzen tapinak. Gelgitin durumuna gore ya cmaura batiyor ya da yuzuyor gibi gozukuyormus.
Yerli turistler su asagida gozuken sandallara 5-10 kisi dolusup bu Torii denen kapinin icinden geciyorlar.
Adanin her yerinde geyikler dolasiyor. Ingilizcede 'deer' denen bu hayvanlar bizde geyik/karaca olarak biliniyor. Insanlardan hic urkmeden istedikleri yerlere gidiyorlar. Kimse de kis kis demiyor, bunlardan ne guzel cevirme olur diye istahla hayvanlara bakmiyor, aksine ozel satilan geyik yemleriyle bu sirin hayvanlari besliyorlar.
Bu Torii denen kapi Itsukushima tapinagina aciliyor.
Bu tapinak siradan insanlar ayaklarini adanin kutsal topragina degdirmeden ibadet edebilsinler diye deniz kenarina insa edilmis. Her yeri turuncu renkte boyanmis, Budistlerin kutsal rengi. UNESCO Dunya Miraslari na dahil edilmis ama gerceten bunu haketmis cunku cok guzel.
Tam ben tapinakta gezerken bir dugunun fotograf cekimine denk geldim.
Gelin ve damadin geleneksel kiyafetleri cok ilginc. Adada gezerken de yine bu cifte bir kac kere daha denk geldim. Hemen dugun fotografcisinin arkasina gecip br kac kare daha yakalamaya calistim:
Bir diger ilginclikde tapinakta profesyonel fotografcilar tarafindan ilgiyle kardilanan budist din adamlari:
Neden oraya gelmisler tam anlayamadim ama bir suru fotograf cekildiler. Ben de heyecanla onlari takip ederken kameramin pili bitti:( Halbuki daha adada gezecegim bir suru yer varken. Ozellikle tepelrde bir suru tapinak var. Hepsinin ayri bir hikayesi kurulus sebebi var, buralardan aldigim brosurlerde anlatiliyor. Hele girdigim bir tapinakta cok buyuk bir ayine denk geldim. 50-60 kisi kadar yasli amcalar teyzeler bembeyaz giyinmisler ve ayinde hep beraber dua ediyorlardi. Malesef bunlarin fotograflari yok :(
Adayi yaklasik iki saat gezdikten sonra feribotla geri Hiroshima ya gittim. Atom bombasinin atildigi sehir! Simdiki haliyse yemsesil sipsirin bir yer. Bombanin atildigi bolgeyi cok guzellestirmisler, muzede bir eski halini bir de yeni halini gorunce aradaki fark cok belli oluyor. Muzeyi gezerken carpici resimler hikayelerle tuylerim diken diken oldu. Ben Japon olsam sanirim Amerikalilara cok kizgin olurdum, ama onlar sanki olayi kabullenmisler aksine cok sakin gorunuyorlar. Hele hele hala izleri yok olmamis bu olayin. Kanser oranlari gittikce dusmesine ragmen hala bi cok kazazede var. Savasin ne kadar berbat bir sey oldugunu iliklerime kadar hissettim, ama yine de Japonlarin tutumuna biraz sasirdim.
Heryerde bir suru origamiden kugu vardi. Kucukken Hayat Bilgisi kitabinda okudugum Hioshimali kizin hikayesinden izler gordum. Atom bombasi patladiginda iki yasinda olan Sadako Sakaki losemiye yakalanir ve hastaneye yatirilir. Sadako nun ziyaretine glen arkadaslarindan biri ona altin renginde kagitlar getirerek ona origamiden bir kugu yapar. Japon mitolojisine gore kim 1000 tane kagit kugu yaparsa onun bir dilegi gercek olurmus. Sadako da bu hikayeye inanarak kagittan kugular yapmaya baslar ancak 644. yu tamamlamadan vefat eder. Okul arkadaslari da kalan kugulari 1000e tamamlayarak onunla birlikte gomerler. Ben bu hikayeyi ilk duydugumda cok uzulmustum. Orada bir suru kagit kugu gorunce daha da huzunlendim.
Benim o sirada sarjim olmadigi icin bu resim Wikipediadan:
Muzeyi ve cevresindeki parki da gezdikten sonra karnim acikmisti. Hiroshima Okonomiyaki denen bir yemegiyle unlu. Kalin bir krebin ustune bir suru soya filizi, istege gore ahtapot/balik, taze sogan, ozel yosun baharatlari, lahan, peynir ve daha bir suru sey koyup pisiriyorlar. Ben cok begendim. Yemesi biraz zahmetli cunku hem izgaranin ustunde yiyorsunuz (ocakbasi) hem de benim yedigim yerdeki teyze bana bir spatula ve bir de cubuklardan vermisti:) Resim suradan:
Yemegimi de yedikten sonra aksam geri Osaka ya dondum. Gezdigim baska yerler bir dahaki postlara...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder