Bir yılın daha sonuna geldik. Bu sene hem bir şehir hem de bir ruh hali değiştirdim. Kabuk atar gibi bir katman attım. Akademik ve romantik anlamda. Özellikle son bir kaç aydır önceliklerim üzerinde iyice düşünme vaktim oldu. İş/ders yükü sebebiyle ofiste geçirilen saatlerin de etkisiyle doktora öğrencisi moduna doğru büyük adımlar attım. Üzerime bir karabulut gibi çöken boşvermişlik hissi az da olsa azaldı, yerini meşgulluk sarhoşluğuna bıraktı. Meşgullükse az şekerli bir tatminkarlık hissine kapılmamı sağlıyor. Özellikle yılın ikinci ve üçündü çeyreğinde yaşadığım çalkantılı dönemden sonra kaydadeğer bir şeyler yapıyor olabilmek tatmin edici. Bir an kendimi fal yazarı gibi hissettim :P Neyse, önümüze bakıyoruz her zaman olduğu gibi. Gelecek senenin ilk yarısı oldukça yoğun ve bol seyahatli geçecek. Uzun zamandır hayalini kurduğum bir etkinliğe katılmak için uzaklara gidiyorum, hem de daha önce hiç bulunmadığım bir bölgeye. Ehem, bir an bunun bir elveda 2012 yazısı olduğunu unuttum.
Gelelim bu senenin başlıklarına.
Okuduğum kitaplar için ayrı bir yazı yazacağım, ya da yazı dizisi. Sanırım bu sene 2011 e göre daha fazla okudum. Özellikle son zamanlarda feminist külliyatına dalış yapmış bulunmaktayım. Fırsat ve cesaret bulunca yazacağım.
Gezip gördüğüm yerler bana kalsın, çünkü o kadar çok seyahat ettim ki geçen sene, yazmaya takatım yok. Gittiğim bazı yerlerde kazıklandım, bazılarında yeni maceralara kucak açtım, bazılarındansa hüzünle ayrıldım, keşke gitmeseydim dedim. Bu sene ilk uçağımı kaçırdım. Bursadan dönerken bayram trafiğine takıldım ve hayatımın en tehlikeli taksi yolculuğunu yaptım. Daha hızlı, daha hızlı diye arka koltuktan yakışıklı taksiciyi acele ettirirken, az daha jet hızıyla öbür dünyaya gidiyordum. Sonunda kaçtı uçak. Herşeyde bir hayır varmış, böyle de avuttum kendimi.
Gidemediğim yerlere gelince... Can arkadaşım Hatice ile planladığımız güney seyahatinde onu ektim, şimdi keşke biri kafama oklavayla vuraymış diyorum. Hatice beni affet! Havalar ısınsın kuzeye uzun zamandır gitmek istediğimiz ülkeye gidicez diyerek avutuyorum kendimi.
Ve yeni arkadaşlıklar, yeni ilişkiler. Geçen sene sosyal ilişkilerime ayrı bir özen gösterdim. Daha doğrusu sosyal ilişkilerimi geliştirmek için çaba harcadım diyelim. Bu konuda büyük gelişme gösterdiğimi düşünüyorum. Tabi bu süreçte hayatımda toplam tüketmediğim kadar alkol tükettim sanırım. Eh olur o kadar... Yıl sonuna doğru intoxication sürecine girdim, yeni yıla temiz başlıyorum :P
Yılın farkındalıkları. Yaşlanıyorum velhasıl kelam. 24 yaşımın son yarısı... İlk beyaz saçın düşüşüyle başlayan bu süreç, yeşil pasaportumun vadesini doldurmasıyla son bulacak. Yarıya kadar beyazlayan saç telimi görüp ve dayanamayıp koparıp dün ikinci yarı beyaz saç teliyle karşılaşmam zamanın önünde duramayacağımın kanıtı gibi karşıma dikildi. Al işte sen kopar ben yine çıkarım diyen sevgili ikinci beyaz saç telim, bu sefer seni koparmayacağım. Zaten nerede olduğunu unuttum. Biliyorum saçlarım çok uzadı, sen de hiç acele etme, yavaş yavaş beyazlarsın :P "Take your time" :) Yeşil pasaportumun da süresi doluyor, artık benim de bir birey olduğumun farkına varmam için bordo pasaport mu gerekiyor acaba... Belki de. Elveda anne-babamdan edindiğim ayrıcalıklar, merhaba can sıkıcı vize başvuruları.
Yılın dersi. Salıvermek ya da "letting go". Bu sene ne öğrendin Ezgi diye sorarsa Noel Baba, salıvermeyi öğrendim derdim. Birilerine/birşeylere tutunmak bırakıp gitmekten daha kolay. Akışına bırakmak, rahat olanı seçmek daha kolay. Başkalarının yaşamına, bağlantılarına akıvermek çok daha kolay. Ancak salıvermek demek dayanaksız kalmak demek, kendi akışını bulmak. Sadece birini değil, karşına çıkan fırsatları da salıvermek, en iyisi gibi duran seçeneği en güvenli seçeneği değil de öbürünü seçmek. Ben bu sene uzun süredir tutunduğum bir dalı bıraktım. Aniden değil, yavaş yavaş, adım adım, bazı adımlar büyük bazı adımlar küçük ama sonunda salıverdim. Huzurluyum.
Kendimi yıl sonu karnesi hazırlayan öğretmen gibi hissettim bu postu yazarken. Durum değerlendirmesi tadında, bol gözlemli bir yazı oldu. Koca bir seneyi kısa bir yazıya dökmek kolay değil, ancak geriye dönüp baktığımda aklımda kalanlar en iz bırakanlar olsa gerek diye düşünüyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder