1 Mayıs 2013 Çarşamba

Ve Ezgi Mate ile tanıştı...


Gormustuk birbirimizi daha once
Ofisten Arjantin'li bir arkadaş sayesinde
İlk görüşte aşk değil yani bizimkisi...
Yavaş yavaş ama kararlı bir ilişki.
Hem kıskanç da değil.
Aralardaki kahve kaçamaklarıma
Hiç bir şey demiyor mesela.
Ya da sabah sevişmelerimize cayla


Uzaklardan geliyor,
Hiç gitmediğim, görmediğim memleketlerden
Nasıl daha önce tanışmadık dedirtircesine
Uzun yol yorgunluğu,
Ustüne yılların beklentisi çökmüş.
O yüzdendir ya, o tozunu silkelemeden içmek günah misali.
Yoksa boğazına takılıyor insanın, hüznünün tortusu...
Bazı bazı çektiği acılardan bahsediyor bana,
Vatanı uğruna ölen çiftçilerden yana.
Bense dinliyorum,
Anlattıklarının farkına vara vara...

Onu her içime çekişimde,
Belinden tutup, boğazına yapışıyorum.
İçin için çekiyorum onu içime.
Bazen hemen bana yanaşmıyor, bekletiyor.
Hele o ilk yudumu yok mu, çarpıyor insanı...

Bir yudum aldın mı bir yudum daha aldırası geliyor insana.
Tatlı değil,
Ki zaten bağımlıklık yapar tatlı şeyler,
Duramazsın onlardan ayrı.
Oysa Mate biraz acı,
Biraz buruk,
Birazsa buğulu bir tat bırakıyor insanın ağzında.

Bir fincanlık bir heves değil,
Yudum yudum, yavaş yavaş, tadına vara vara.
Ve hele o termostan su dökerkenki elimin efkarlılığı var ya,
Sanki bir taşım daha doldur beni de
Dünya gözlerimizin önünde bitmeden
Bir kez daha bakalım birbirimize dercesine.
Bir yudum daha al benden
Ve al ki o yapay zikkimlara olan
Aç gözlülüğün bastırılsın diyor her içişimde.

En makbulu bu mutluluğu sevdiklerinle paylaşmak,
Boğazından tutup içmek,
Bir yudum almak ve yanındakine geçirmek geri kalan mutluluğu.
Öyle yaparlarmış onun memleketinde.
Aynı kaptan farklı tatlardaki mutlulukları yudumlamak.
Öyle ya, bizimkisi yanlız bir yaşam.
Paylaşamıyoruz her önümüze gelenle...
Olsun, ben yine de seni seviyorum Mate!

Ezgi Cicek


PS: Do not translate this poem, it contains Turkish word plays which may cause you to think that it is written for a real person. It is not!

Hiç yorum yok: